Sen mi beni sevdin?

•Aralık 9, 2007 • Yorum Yapın

aceba35_ask6.jpg

ALÂÜDDİN ATTÂR (K.S.) ANLATIYOR

Şâh-ı Nakşibend hazretleri beni kabul edince, kendilerini o kadar sevdim ki, sohbetlerinden ayrılamayacak hâle geldim.

Bu halde iken, bir gün bana dönüp; ” Sen mi beni sevdin, ben mi seni sevdim?’ buyurdu.

 ‘İkrâm sâhibi zâtınız, âciz hizmetçisine iltifât etmelisiniz, hizmetçinizde sizi sevmelidir’ diyerek cevap verdim.

Bunun üzerine: ” Bir müddet bekle, işi anlarsın’ buyurdu. Bir müddet sonra, kalbimde, onlara karşı muhabbetten eser kalmadı. O zaman; ‘Gördün mü; sevgi bizden midir, senden midir?’ buyurdu.

Beyt: Eğer mâ’şûktan olmazsa muhabbet âşıka,

Âşığın uğraşması mâ’şûka kavuşturamaz aslâ!

Sevgiyle kalın inşallah….

Suyun Çiçeğe Aşkı

•Aralık 9, 2007 • Yorum Yapın

y1pwjtycccxq46fhd666frnscm0ylhuga5jxz-vbmywvgzick_gta-v_6zyffyhauepjdopux0cqaa.jpg

 

günün birinde bir çiçekle su karşılaşır ve arkadaş olurlar.

ilk önceleri güzel bir arkadaşlık olarak devam eder birliktelikleri,tabii zaman lâzımdır birbirlerini tanımak için.

gel zaman, git zaman çiçek o kadar mutlu olur ki, mutluluktan içi içinesığmaz artık ve anlar ki, su’ya aşık olmuştur.

ilk kez aşık olan çiçek, etrafa kokular saçar, “sırf senin hatırın için ey su” diye…

öyle zaman gelir ki, artık su da içinde çiçeğe karşı birşeyler hissetmeye başlamıştır. zanneder ki, çiçeğe aşıktır ama su da ilk defa aşık oluyordur.

günler ve aylar birbirini kovalalar ve çiçek acaba “su beni seviyor mu?”diye düşünmeye başlar.

çünkü su, pek ilgilenmez çiçekle… halbuki çiçek, alışkın değildir böyle bir sevgiye ve dayanamaz.

çiçek, suya “seni seviyorum” der. su, “ben de seni seviyorum” der. aradan zaman geçer ve çiçek yine “seni seviyorum” der. su, yine “ben de” der. çiçek, sabırlıdır.bekler, bekler, bekler…

artık öyle bir duruma gelir ki, çiçek koku saçamaz etrafa veson kez suya “seni seviyorum.” der.

su da ona “söyledim ya ben de seni seviyorum.” der ve gün gelir çiçek yataklara düşer. Hastalanmıştır çiçek artık. rengi solmuş, çehresi sararmıştır çiçeğin. yataklardadır artık çiçek.su da başında bekler çiçeğin, yardımcı olmak için sevdiğine…

bellidir ki artık çiçek ölecektir ve son kez zorlukla başını döndürerekçiçek, suya der ki; “seni ben, gerçekten seviyorum.” çok hüzünlenir su bu durum karşısında ve son çare olarak bir doktor çağırır nedir sorun diye… doktor gelir ve muayene eder çiçeği. sonra şöyle der doktor: “hastanın durumu ümitsiz artık elimizden birşey gelmez.”

su, merak eder, sevgilisinin ölümüne sebep olan hastalık nedir diye ve sorar doktora. doktor, şöyle bir bakar suya ve der ki: “çiçeğin bir hastalığı yok dostum… bu çiçek sadece susuz kalmış, ölümü onun için” der.

ve anlamıştır artık su, sevgiliye sadece “seni seviyorum” demek yetmemektedir… 

Rabbim kimseyi sevgide umutsuzluğa düşürmesin

Sevgiyle kalın inşallah…

Sümeyye!..

•Aralık 9, 2007 • Yorum Yapın

Sümeyye!.. Ammarın annesi Sümeyye!.. Yasirin sevgili eşi Sümeyye!.. Müminlerin cefakar annesi Sümeyye!.. Ve… Ve İslamın ilk şehidi Sümeyye!..
Son mübarek dinin, son mübarek peygamberin ilk şehidi… Evet!.. Evet, türlü işkencelerden sonra Ebu Cehilin kalbine sapladığı mızrak ile şehadet şerbetini içen Sümeyye.
Kocası Yasir ve iki oğlu ile günlerce işkenceye maruz kalan Sümeyye! O, müşriklerden işkence gördü.
Ebu Cehil tarafından da şehid edildi. Kızgın Mekke kumlarının üzerine yatırılıp işkence edilen…
El ve ayaklarına dört deve bağlanan ve develer dört ayrı istikamete doğru sürülerek kolları ve bacakları un ufak edilen… Lat, Menat ve Uzza putlarına imana davet edilen kadın Sümeyye!
Allah ve Rasulüne olan imanından canı pahasına vazgeçmeyen… Ölümü sevgiliye kavuşmak istercesine severek karşılayan… Dünya ve dünyadaki nimetleri bir çırpıda reddeden… Küfür nizamının yıkılışını kanı ile çabuklaştıran… Ve bütün müminlerin annesi olma şerefine nail olan o güzel anne Sümeyye!..
Ebu Cehiller, Ebu Lehebler yine iş başındalar. Bu kez Sümeyyenin kızlarına musallat oldular. Zaten Sümeyye anne ta o gün bunları bizlere haber vermişti. Gördüğü işkenceler ile… Akıtılan kanları ile… Ve verdiği canı ile anlatmıştı bize.Kızlarıma sahip çıkın demişti.Sahip çıkın benim davamın takipçisi kızlarıma!..
Oğullarım Ammar ve Abdullah bana sahip çıktılar. Benimle beraber aynı zulüm ve işkenceleri metanetle karşıladılar. Siz de kızlarıma sahip çıkın diye haykırmıştı.
Dün Sümeyyeler bedel ödediler. Bugün de kızları bedel ödüyorlar. Günümüzün Ebu Cehilleri onları bir bir katlediyorlar! Gürüzler, Alemdaroğulları, Serterler ve ötekiler Sümeyyenin kızlarına zulmediyorlar.
Yani günümüzün Ebu Cehilleri!..
Sümeyyenin kızları yerlerde sürükleniyor. Otobüslerle toplanıp dağ başına atılıyorlar. İdam ile yargılanıyorlar. Hapsediliyorlar. Üzerlerine panzerler sürülüyor. Pompalı tüfeklerle katlediliyorlar.
Fakat Sümeyyenin oğulları ortalıkta gözükmüyorlar nedense! Neredesiniz ey Sümeyyenin oğuları? Nerelere kayboldunuz? Nazar mı değdi sizlere? Hangi delikte Allahın vaadini bekliyorsunuz? Çıksanıza ortaya! Korkmayın!.. İman edin!.. Allah herşeyden daha büyük ve güçlüdür. Çıkın ortaya artık! Çıkın!..
İman tazeleyin ve Sümeyyenin oğullarına yaraşır bir biçimde zulme karşı durun!.. Yılmayın.. Ürkmeyin… Dağılmayın…
Eğer Allaha inanıyorsanız, siz üstünsünüzdür. Korkaklık ederek zalimleri üstün hale getirmeyin! Size sesleniyorum anne ve babalar!.. Okulun önünde kızlarını döverek başlarını açtıran anne ve babalar… Kızlarını eve hapsedip, günde üç öğün dayak atan anne ve babalar…
Kızların namusuna tabelleş olan cebi dolu kodamanlar… Ben sana yardım ederim diyerek, sahte bir nikah ile kız çocukların namusuna tebelleş olan ve üç gün sonra da kapı dışarı eden dini bütün adamlar!…
Kızlarının davasına sahip çıkmayan anne ve babalar… Söyler misiniz, siz kimsiniz? Sizler kimin oğulları ve kızlarısınız? Sümeyyenin mi, yoksa Ebu Cehilin mi? Yoooo!.. Sizler asla Sümeyyenin kızları ve oğulları olamazsınız! Çünkü o südü bozuk kız ve oğlanlar doğurmadı.
Asla!.. Asla!.. Asla o haramzade çocuklar edinmedi. Sümeyyenin kızlarına zulmedenler!.. Sizler, olsa olsa Ebu Cehilin çocukları olabilirsiniz. Yanılıyor muyum acaba?.. Hadi, hayır bizler Ebu Cehilin oğulları ve kızları değiliz deyin! Diyemezsiniz… Aslınızı inkar edemezsiniz… Ebu Cehilin izinde olmaktan vazgeçemezsiniz…
Ey Sümeyyenin elleri öpülesi kızları!.. Sizlere de yalvarıyorum! Siz de sahip olduğunuz iffet, namus ve şerefinize halel getirmeyin! Eğer kendinize sahip çıkmazsanız, bu Sümeyye annenin davasına ihanet olur. Huzur-u İlâhide sizlerden şikayetçi olurum.
Allah Teâlâ yardımcınız olsun.

Sevgiyle kalın inşallah…

Başkaları Senin Aynandır

•Aralık 9, 2007 • Yorum Yapın

1-Vücudun senin. Onu sev ya da nefret et. Hayat boyu seninle beraber kalacak.

2-Hayat denen ve yaşadığın sürece devam eden bir okula kaydoldun. Sürekli dersler alacaksın ve bunlar hiç bitmeyecek, her gün yeni şeyler yaşama fırsatın olacak. Bazıları senin kontrolünde olacak. Bu deneyleri ya seveceksin ya da aptalca bulacaksın ama bunlar olacak.
 

3-Hatalar yok yalnızca dersler var. Büyümek, deneme ve yanılma sürecidir. Başarısızlık yalnızca başarının alt basamaklarıdır. Önceki başarısızlıklar sonraki başarıların temsilcileridir.
 

4-Dersler öğrenilene dek tekrar edilir. Dersler çeşitli şekillerde öğrenilene kadar sana sunulacaktır. Derslerini tümüyle öğrendiğinde ancak diğerlerine başlama hakkın olacaktır.
 

5-Öğrenmek asla bitmez. Hayatın hiçbir bölümü derssiz olmaz , yaşadığın sürece öğrenilecek dersler olacak.
 

6-‘’Orası’’ buradan daha iyi bir yer değildir. Hayatının her anında aslında buradasın. Buradan başka her yer orası olacaktır ve her zaman ‘’orası’’ ‘’ buradan’’ çok daha iyi görünecektir.
 

7-Sensiz ya da seninle. Başkaları senin aynandır. Kendinde sevip ya da nefret ettiğin şeyler olmadan başka insanları sevemez ya da nefret edemezsin.
 

8-Hayatta ne yaptığın tamamen sana bağlıdır. İhtiyacın olan bütün kaynaklara sahipsin. Onlara ne yapacağın tamamen senin sorumluluğun. Seçim senin.

John SEYMORE  ENGLANDNLP Practitioner kurs notlarından 

Sevgiyle kalın inşallah… 

Marangoz

•Aralık 8, 2007 • Yorum Yapın

Yaşlı bir marangozun emeklilik çağı gelmişti. Yanında Çalıştığı mütahitt’e yapmış olduğu ahşap ev inşa işini bırakmak, eşi ve çoçukları ile birlikte daha rahat. daha huzurlu bir hayat sürme isteğinden bahsetti. Müteahhit, yıllardır birlikte çalıştığgı emaktar marangozunun işi bırakma isteğine oldukça üzüldü, fakat ondan kendine bir iylik olarak son bir ev daha yapmasını rica etti.

  Marangoz bu son olsun diye istemeye istemeye teklif kabul etti ve işe girişti. Ne varki gönlünün yaptığı işte olmadığı her halinden belli idi Bundan dolayı baştan savma bir işcilik ve kalitesiz malzeme kullandı. Ömrünü verdiği mesleğine böyle bir eserle son vermek ne büyük bir talihsizlikti.

Marangoz ev bittiğinde müteahhide teslim etmek üzere kendisini cağırttı, işveren evi gözden geçirmek için geldi; şöyle baktıktan sonra dış kapının anahtarını marangoza uzattı.

   “Bu ev senin. “Dedi” yıllardır süren emeklerinin karşılığı sana benden hediye” Marangoz şoka girdi ne kadar utanmıştı keşke yaptığı evin kendi evi olduğunu bilseydi o zaman böyle yaparmıydı.?

Unutmayın! Herkes kendi hayatının marangozudur. Herkes gün ve gün kendi hayatını inşa eder; bir çivi çakarak, bir tahta koyarak veya duvar dikerek…. Evet bugün aldığımız kararlar, ortaya koyduğumuz davranışlar sarf ettiğimiz sözler, yaptığımız hayırlar yarın yaşacağımız evin malzemeleridir. Elimizden gelinin azını değil fazlasını yapınki o evin içinde uzun yıllar huzurla yaşayabilesiniz.

Sevgiyle kalın inşallah.

HZ. ALİ’NİN OĞLU HZ. HASAN ETTİĞİ NASÎHAT

•Aralık 8, 2007 • Yorum Yapın

İbn-i Mülcem, Hz. Ali’yi yaralayınca Hz. Hasan ağlayarak yanına girdi. Hz. Ali:

 “Oğlum, niye ağlıyorsun?” Hz. Hasan:
— “Nasıl ağlamayayım? Âhiretin ilk, dünyânın son gününde bulunuyorsun!
— “Oğlum, dörder maddeden ibâret şu iki tavsiyemi iyi belle, onlara riâyet edersen, yapacağın hiçbir şey sana zarar vermez:

1- En büyük zenginlik, akıl.
2- En koyu fakirlik, ahmaklık.
3- En yaman yalnızlık, böbürlenmek.
4- En değerli âlîcenâplık, güzel ahlâktır.

Diğer dört şey ise:
1- Ahmakla dostluktan sakın, çünkü o sana faydalı olmak isterken zarar verir.

2- Yalancıyla dost olma. Zîrâ o, senden uzak duranı sana yaklaştırır, yakınını da senden uzaklaştırır.

3- Cimriyle de dostluk kurma, zîrâ ihtiyaç duyduğun şeyi senden uzaklaştırır.

4- Fâcirle de dost olma, çünkü seni ucuza satıverir.”

HZ. ÖMER (R.A.)’DEN NASİHATLER

•Aralık 8, 2007 • Yorum Yapın

1. Sana kötülük yapan kimseyi ona iyilik yaparak cezâlandır.

2. Hakîkatı anlayana kadar din kardeşinin davranışını iyiye yor.

3. Müslüman kardeşinin ağzından çıkan bir lakırdıyı iyiye yorman mümkün oldukça kötüye yorma.

4. Kendini töhmet altında bırakacak işlere mübâşeret eden, kendisi hakkında kötü düşünenleri kınamasın.

5. Sırrını gizleyen murâdına erer.

6. Sâdık arkadaşlar edin, gölgelerinde yaşarsın. Çünkü sâdık dostlar, huzurlu anlarda süs, sıkıntılı demlerde silahtır.

7. Seni ölüme götürse de doğruluktan ayrılma.

8. Seni ilgilendirmeyen işe karışma.

9. Henüz vukû’ bulmamış şeylerden sorma.

10. İhtiyâcını, onu gidermeni istemeyenlere iletme.

11. Yalan yere yemîni hafîfe alma, Allah seni helâk eder.

12. Kötülüklerini öğrenmek düşüncesiyle de olsa fâcirlerle arkadaş olma.

13. Düşmanlarından uzak dur.

14. Güvenmediğin dostlarından sakın. Güvenilir kimse de Allah’tan korkandır.

15. Mezarlıklarda derin saygı içinde ol.

16. Tâat ânında kendini zavallı gör.

17. Günah işlemek istersen sonunu düşün.

18. Herhangi bir işinde, Allah’tan korkanlarla istişâre et. Zîrâ Allah: Meâlen “Allah’tan, kulları arasında yalnız âlimler korkar,” buyurur. (Hayatü’s-Sahâbe 4-209/211)